24/8/2005 - Birileri bizi gözetliyor. Google sayesinde artık siz de gözetley
Üstelik bu sırada birbirinden ilginç görüntülerle de karşılaşabilirsiniz
Birileri bizi gözetliyor. Google sayesinde artık siz de gözetleyebilir ve gözetlenebilirsiniz. Üstelik bu sırada birbirinden ilginç görüntülerle de karşılaşabilirsiniz.
Kuş Bakışı
Bazıları gözetlendiğinin farkında olsa gerek...
Google Maps hizmeti sayesinde aradığınız bir adresi kolaylıkla bulup harita üzerinde görebiliyorsunuz. Şimdilik sadece Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve İngiltere haritalarıyla sınırlı olan bu hizmete benzer pek çok servis internet üzerinde mevcut. Google'ın farkı ise aranılan adresin sadece haritasını değil uydu yoluyla elde edilmiş fotoğraflarını da göstermesi.
Hal böyle olunca ABD'deki pek çok ilginç adresin havadan görüntüsünü bulmak ve incelemek de mümkün oluyor. Aşağıda bazı yerlerin ilginç görüntülerinin linklerini sıralamaya çalı
24/8/2005 - Tabu nedir? Bir oyundur. Başka nedir? Neler tabudur?
Tabu nedir? Bir oyundur. Başka nedir? Neler tabudur?
Tabu nedir? sorusunu Türkiye'de sorduklarında pekçok kişi bir oyundur cevabını verir. Ben bile. National Geographic bu soruyu yiyecekler için sormuş. Çok değişik bir belgeseldi.
New York'ta sokaklara çıkıp "sizce neler tabu yiyecektir?" diye sormuşlar. Pek çok kişi "Fare yemek" cevabını vermiş. Daha bir sürü cevap.
Fare yemekle başlayalım: Togo'da (yanlış hatırlamıyorsam) fare yakalamak, ve ardından onu pişirmek büyük bir seramoniymiş. Hani bizde balığa gitmek ve ardından bir mangal partisiyle yakalanan balıkları yemek gibi. Onlara sorulduğunda dünyanın en keyifli şeyi.
Keçi ya da koyun cenini yemek: Mideniz bulandı değil mi? Anglohintlilerin en özel yemeği. İngilizlerin Hindistanı işgalinden sonra iki ırk arasında evlilikler görülmeye başlanılmış. İlk dönemlerde buna hoş gözle bakılmayıp bu insanlar toplumdan dışlanılmış. Onlarda kendilerine yeni bir kültür oluşturmuşlar. Araştırmacılara göre bu nedenlerle her iki ırkın yemeği reddettiği şeyleri yemeleri de bundan.
Boğa penisi yemek: Düşünemiyorum bile diyorsanız bizim ülkemizde de yumurtalık yenildiğini hatırlatmalıyım. Evet Çinliler, Taylandlılar cinsel gücü arttıracağı inancıyla boğa penisini haftada bir yiyorlarmış.
Garip değil mi? Gerçekten tabu olan nedir? Bir grup insana çok normal gelen şeyler bir gruba neden çok garip geliyor?
Değişik ama bir o kadar da mide bulandırıcı bir belgeseldi. Rastlarsanız tavsiye ederim.
Biliyorum; Benim korkularım vardı Gökyüzüne savurdum Yüksek dağlara yağdı
Gözlerimin içine bak Birini göreceksin Sakin kıskanma Çünkü o sensin.
Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsaydın Keşke yalnızlığımla paylaştığımı seninle paylaşsaydım Keşke senin adın yalnızlık olsaydı Ve ben hep yalnız kalsaydım
Maviler giyer deniz olursun Yeşiller giyer deniz olursun Hiç belli olmaz belki bir gün Beyazlar giyer benim olursun.
Yaşadığım an seni sevmek Uyuduğum an seni görmek Öleceğim an sana Veda etmek isterim
Vakit gece yarısı ben seni düşünüyorum Islak gözlerim camda belki gelir diyorum Hani bir şarkımız var ya hep onu söylüyorum Öylesine sevdim ki unutamıyorum
Toprak yağmuru bekler ıslanmak için Yıldızlar geceyi bekler parlamak için Güneş sabahı bekler doğmak için Bende seni beklerim sarılıp öpmek için
Neler feda ederim senin sevgine En büyük mutluluğum bir tek seninle Dünyayı verseler değişmem Saçının bir tek teline
Hüznümün virgülüsün Bir gidensin bir gelen Yıkabilsek aradaki duvarları, ah ne olurdu Hüznümün virgülü değil de noktası olabilsen
Şimdi daha iyi anlıyorum Nefes almak değilmiş yaşamak Ateşlerde yanmak gibi bir şey Seni severken sensiz olmak
Seni seviyorum biliyor musun Sana ağlıyorum duyuyor musun Seni istiyorum anlıyor musun Sana geliyorum bekliyor musun
Rüzgarın keman çaldığı ve damlaların Pencerene vurduğu soğuk bir gecede Yatağına uzanıp hayalini kurduğun Ve keşke dediğin tüm güzellikler senin olsun.
Kaderli yağmur düştü akşama Başımı dayadım buğulu cama Kendi kendime düşünüyorum saçma Gel yarim benden kaçma
Önce denizde bir damlaydın Sonra okyanus oluverdin Enginliğiyle boy ölçüşemediğim Bir tek sendin
Aşk gibi anlatılmaz su gibi vazgeçilmezsin Güneş gibi parlak yıldızlar kadar erişilmezsin Uyku kadar tatlı kabus kadar kötüsün Ama uğruna ölebileceğim tek kabusumsun.
Karlı dağdan kopsam gelsem Kor diye göğsüme basarım seni Bir rüzgardan yağsam gelsem Yar diye sineme basarım seni
Seni tarihte arayıp coğrafya da buldum Fizik de formulleyip resimde süsledim Türkçe de söylüyorum Seni seviyorum
Zaman kayar ellerinden tutamazsın Sel gibi akar göz yaşların kurutamazsın Öylesine bendesin ve öylesine sendeyim ki Unutmak istesen de unutamazsın
Yeşil gözler hoştur ama bakışları boştur Seversen elayı çabuk bulursun belayı Siyah gözler metindir fakat çok haindir Seversen maviyi bulursun sevgiyi
Zirvelerden yuvarlansa Tutmaya gücüm yeter dağların taşını Fakat kaldıramam kirpiklerinden akan Bir damla üzümlü gözyaşını
Seven unutmaz unutan sevmemiştir Eğer sevip de unutmuşsa sevmesini bilmemiştir Güller solabilir yapraklar dökülebilir Seni herkes unutabilir ama ben (ASLA)
Acı ve hüzün bir yıldız kadar uzak Mutluluk ise gözbebeğinden yakın olsun Umutların gerçek gerçeklerin mutluluk Mutlulukların sonsuz olsun
Ne zaman ki sağır bir ressam Gülün kristal bir zemin üzerine düştüğünde Çıkardığı sesin resmini çizebilirse Sana olan sevgim o zaman bitecektir.
Dünyadaki herkes için herhangi birisin, Ama herhangi biri için dünyalara değersin Ne yazık yüreğimde mahkum cezan Ömür boyu sevilmek hem de sevildiğini bilmeden.
Denizler senin olsun dalgalar benim Bulutlar senin olsun damlalar benim Her şey senin olsun Yalnız sen benim...
Çok insanlar tanıdım yıldızlar gibiydiler Hepside gökte ve parlıyorlardı Ama ben seni güneşim seçtim Senin için bin yıldızdan vazgeçtim.
Afrikaans Ek het jou liefe Afrikaans Ek is lief vir jou Albanian te dua Albanian te dashuroj Alentejano(Portugal) Gosto De Ti, Porra! Alsacien Ich hoan dich gear Amharic Afekrishalehou Arabic Ana Behibak (to a male) Arabic Ana Behibek (to a female) Arabic Ib'n hebbak. Arabic Ana Ba-heb-bak Arabic nhebuk Arabic Ohiboke (male to female) Arabic Ohiboka (female to male) Arabic Ohibokoma (male or female to two males or two females) Arabic Nohiboke (more than one male or female to female) Arabic Nohiboka (male to male or female to male) Arabic Nohibokoma (m. to m. or f. to two males or two females) Arabic Nohibokom (m. to m. or f. to more than two males) Arabic Nohibokon (m. to m. or f. to more than two females) Arabic (not standard) Bahibak (female to male) Arabic (not standard) Bahibik (male to female) Arabic (not standard) Benhibak (more than one male or female to male) Arabic (not standard) Benhibik (male to male or female to female) Arabic (not standard) Benhibkom (m. to m. or female to more than one male) Assamese Moi tomak bhal pau Basc Nere Maitea Batak Holong rohangku di ho Bavarian I mog di narrisch gern Bengali Ami tomAy bhAlobAshi Bengali Ami tomake bhalobashi. Berber Lakh tirikh Bicol Namumutan ta ka Bolivian Quechua qanta munani Bulgarian Obicham te Burmese chit pa de Cambodian Bon sro lanh oon Cambodian kh_nhaum soro_lahn nhee_ah Canadian French Sh'teme (spoken, sounds like this) Cantonese Moi oiy neya Cantonese Ngo oi ney Catalan T'estim (mallorcan) Catalan T'estim molt (I love you a lot) Catalan T'estime (valencian) Catalan T'estimo (catalonian) Cebuano Gihigugma ko ikaw. Chickasaw chiholloli (first "i" nasalized) Chinese (see the entries for mandarin or cantonese!) Corsican Ti tengu cara (to female) Corsican Ti tengu caru (to male) Croatian LJUBim te Czech miluji te Czech MILUJU TE! (colloquial form) Danish Jeg elsker dig Dutch Ik hou van jou Dutch Ik ben verliefd op je Ecuador Quechua canda munani English I love you English I adore you Esperanto Mi amas vin Estonian Mina armastan sind Estonian Ma armastan sind Farsi Tora dust midaram Farsi Asheghetam Farsi (Persian) doostat dAram Filipino Mahal ka ta Filipino Iniibig Kita Finnish Mina" rakastan sinua Flemish Ik zie oe geerne French Je t'aime French Je t'adore Friesian Ik hald fan dei Gaelic Ta gra agam ort German Ich liebe Dich Greek s'ayapo r Greek (old) (Ego) Greenlandic Asavakit Gujrati Hoon tane pyar karoochhoon. Hausa Ina sonki Hawaiian Aloha I'a Au Oe Hebrew Ani ohev otach (male to female) Hebrew Ani ohev otcha (male to male) Hebrew Ani ohevet otach (female to female) Hebrew Ani ohevet otcha (female to male) Hindi Mai tumase pyar karata hun (male to female) Hindi Mai tumase pyar karati hun (female to male) Hindi Main Tumse Prem Karta Hoon Hindi Mai Tumhe Pyar Karta Hoon Hindi Main Tumse Pyar Karta Hoon Hindi Mai Tumse Peyar Karta Hnu Hindi Mai tumse pyar karta hoo Hokkien Wa ai lu Hopi Nu' umi unangwa'ta Hungarian Szeretlek Hungarian Szeretlek te'ged Icelandic Eg elska thig Indi Mai Tujhe Pyaar Kartha Ho Indonesian Saya cinta padamu (Saya, commonly used) Indonesian Saya cinta kamu ( " ) Indonesian Saya kasih saudari ( " ) Indonesian Aku tjinta padamu (Aku, not often used) Indonesian Aku cinta padamu ( " ) Indonesian Aku cinta kamu ( " ) Iranian Mahn doostaht doh-rahm Irish taim i' ngra leat Italian ti amo (if it's a relationship/lover/spouse) Italian ti voglio bene (if it's a friend, or relative) Japanese Kimi o ai shiteru Japanese Aishiteru Japanese Chuu shiteyo Japanese Ora omee no koto ga suki da Japanese Ore wa omae ga suki da Japanese Suitonnen Japanese Sukiyanen Japanese Sukiyo Japanese Watashi Wa Anata Ga Suki Desu Japanese Watashi Wa Anata Wo Aishithe Imasu Japanese Watakushi-wa anata-wo ai shimasu Japanese Suki desu Javanese Kulo tresno Kannada Naanu Ninnanu Preethisuthene Kannada Naanu Ninnanu Mohisuthene Kiswahili Nakupenda Klingon qabang Klingon qaparHa' (depends where in the galaxy you are) Korean No-rul sarang hae (man to woman in casual Korean Tangsinul sarang ha yo Korean Tangshin-ul sarang hae-yo Korean Tangsinul Sarang Ha Yo Korean Tangshin-i cho-a-yo (i like you, in a romantic Korean Nanun tangshinul sarang hamnida Korean Nanun Dangsineul Mucheog Joahapnida Korean Nanun Dangsineul Saranghapnida Korean Nanun Gdaega Joa Korean Nanun Gdaereul Saranghapnida Korean Nanun Neoreul Saranghanda Korean Gdaereul Hjanghan Naemaeum Alji Korean Joahaeyo Korean Saranghae Korean Saranghaeyo Korean Saranghapanida Lao Koi muk jao Lao Khoi huk chau Latin Te amo Latin Vos amo Latin (old) (Ego) amo te (ego, for emphasis) Latvian Es milu tevi (Pronounced "Ess tevy meeloo") Lebanese Bahibak Lingala Nalingi yo Lisbon lingo gramo-te bue', chavalinha Lithuanian TAVE MYLIU (ta-ve mee-lyu) Lojban mi do prami Luo Aheri Macedonian SAKAM TE! Madrid lingo Me molas, tronca Malay Saya cintakan mu Malay Saya sayangkan mu Malay/Indonesian Saya sayangkan engkau Malay/Indonesian Saya cintakan awak Malayalam Njyaan Ninne' Preetikyunnu Malayalam Njyaan Ninne' Mohikyunnu. Malayalam Ngan Ninne Snaehikkunnu Malaysian Saya Cintamu Malaysian Saya Sayangmu Malaysian Saya Cinta Kamu Mandarin Wo ai ni (Wo3 ai4 ni3 in tonal notation) Marathi me tujhashi prem karto (male to female) Marathi me tujhashi prem karte (female to male) Marathi Mi tuzya var prem karato Mohawk Konoronhkwa Navaho Ayor anosh'ni Ndebele Niyakutanda Norwegian Eg elskar deg (Nynorsk) Norwegian Jeg elsker deg (Bokmaal) (pronouncedyai elske dai) Op Op Lopveop Yopuop Osetian Aez dae warzyn Pakistani Mujhe Tumse Muhabbat Hai Persian Tora dost daram Pig Latin Ie Ovele Ouye Polish Kocham Cie Polish Ja cie kocham Polish Yacha kocham Polish Kocham Ciebie Portuguese Amo-te Portuguese (brazilian) Eu te amo Punjabi Mai taunu pyar karda Punjabi Main Tainu Pyar Karna Quenya Tye-mela'ne Romanian Te iu besc Romanian Te Ador Russian Ya vas liubliu Russian Ya tebya liubliu Russian Ya polubeel s'tebya Russian (malincaya) Ya Tibieh Lublue ScotGaelic Tha gradh agam ort Serbocroatian Volim t Serbocroatian Ljubim te Shona Ndinokuda Sinhalese Mama oyata adarei Sioux Techihhila Slovak lubim ta Slovene ljubim te Spanish Te quiero Spanish Te amo Srilankan Mama Oyata Arderyi Swahili Naku penda (followed by the person's name) Swedish Jag a"lskar dig Swiss-German Ch'ha di ga"rn Syrian/Lebanese BHEBBEK (to a female) Syrian/Lebanese BHEBBAK (to a male) Tagalog Mahal kita Tahitian Ua Here Vau Ia Oe Tamil Ni yaanai kaadli karen (You love me) Tamil n^An unnaik kAthalikkinREn (I love you) Tamil Naan Unnai Kadalikiren Tcheque MILUJI TE^ Telugu Neenu ninnu pra'mistu'nnanu Telugu/india Nenu Ninnu Premistunnanu Thai Phom Rak Khun (formal, male to female) Thai Ch'an Rak Khun (formal, female to male) Thai Khao Raak Thoe (affectionate, sweet, loving) Thai Phom Rak Khun Tunisian Ha eh bak * Turkish Seni seviyorum Ukrainian ja tebe koKHAju (real true love) Ukrainian ja vas koKHAju Ukrainian ja pokoKHAv tebe Ukrainian ja pokoKHAv vas Urdu Mujhe tumse mohabbat hai Urdu Main Tumse Muhabbat Karta Hoon Vietnamese Em ye^u anh (woman to man) Vietnamese Toi yeu em Vietnamese Anh ye^u em (man to woman) Vlaams Ik hue van ye Vulcan Wani ra yana ro aisha Welsh 'Rwy'n dy garu di. Welsh Yr wyf i yn dy garu di (chwi) Yiddish Ich libe dich Yiddish Ich han dich lib Yiddish Ikh Hob Dikh Lib Yugoslavian Ya te volim Zazi Ezhele hezdege (sp?) Zulu Mena Tanda Wena Zulu Ngiyakuthanda!
Yaşamımızı sürdürebilmemiz için ihtiyacımız olan en önemli şeylerden biri sevgi. Sevgiyi ifadenin en iyi yolu da iki sözcük ... Seni Seviyorum.. Ama bir türlü rahatça çıkmaz ağzımızdan. Peki neden?
Sürekli birilerini sevme ihtiyacı duyarız. Sevildiğimizi duyabilmek, başka bir biçimiyle de ‘’onay’’ almak için elimizden geleni yaparız. Sonra da ‘’Bu kadar sevdiğim bir insan, bana nasıl böyle bir kötülük yapar’’ diye haksızlığa uğradığımızda acılar içinde kıvranırız. Her insanın sevgiliye, sevildiğini hissetmeye ihtiyacı vardır. Sevgilisi tarafından eşi, annesi,babası, kardeşleri, iş arkadaşları ve çevresinde önemsediği insanlar tarafından sevildiğini hisseden kişi nasıl da ayaklarının üzerinde güçlü durur.
Bana sevdiğini söyle!
Kadınlar durmadan tekrarlanmasını isterler sevgi sözcüklerinin. Erkekler de kadınların ağzından bolca duyarlar bu sözcükleri. Kadınlar her seni seviyorum dediğinde ‘’ Sen de beni seviyor musun? ’’ sorusunun yanıtını da almak ister. Bu kendilerini güvenmediklerinden, karşılarındaki kişinin onları sevip sevmediğini kontrol etmek ya da sevdiğini bilmediklerinden değildir.
Yalnızca ‘’Hayatımdan memnunum, senin de memnun olmanı istiyorum ve elimden geleni yapıyorum’’ un cevabını alabilmek içindir.
Sevgine ihtiyacım var!
Kadınların nasıl yetiştirildiğini bir düşünün. Aileyi memnun etme, hayaller, aileyi memnun etme, çocukları sevme, koruma, bolca fedakarlık, fedakarlık... Tamam erkekler de bu ‘’memnun etme’’ lerle yetişiyor ama onlar ‘’maddi memnuniyetler’’ aşılanarak büyüyorlar. Kadınların ihtiyaçlarını karşıladıkları ölçüde sevgililerinden de emin olunmasını bekliyorlar. Bu onların sevgilerinin kanıtı haline geliyor. Ah bir bilseler insanın sevildiğini duymak ya da birini sevdiğini söylemek kadar ihtiyaç duyduğu başka şey olmadığını...
‘’Sana sevdiğimi göstermek daha çok hoşuma gidiyor.’’ Bu da erkeklerin ağzından sıkça duyulan bir cümle. Sevgiyi duymak kadar hissetmek de önemli . Ama o sihirli iki sözcük var ya, dünyaya bedel geliyor insana. Stresli, yorucu bir günün ardından ya da hayatımızda her şey yolunda giderken gönderilen bir öpücük, size sarılması yanında, gözlerinizin ta içine bakarak ‘’ Seni seviyorum’’ demesini istemez miydiniz.?
İstediğim gibi davranmıyor
Bambaşka iki kişilik farklı hayatlar... Bir araya gelip, uzlaşmak o kadar kolay mı? Doğrularınız arasında ortayı bulmak olduğu gibi, günahıyla sevabıyla kabul etmek... Zor,çok zor... Birini sevdiğimizde, onun kendi hayatına dair, bizim pek de görmek istemediğimiz huyları davranışları biçimleriyle bizi nasıl da huzursuz eder. Asla onun da kendisine ait bir dünyası olduğunu kabul edemeyiz. Her şeyi kendi açımızdan düşünür, ‘’Ben bu durumda öyle yapardım’’ der onu suçlarız. Sıklıkla da onda gördüğümüz hatalar zaten bizde var olanların yansımalarıdır. Karşımızdaki kişi aracılığıyla kendimizi eleştiririz. Başkalarında kusur bulmak ne kadar da kolay değil mi? Kendimize olan güvenimiz azaldığı ölçüde, mükemmel bir ilişki arayışımız da artar. Çünkü böylece mükemmel bir insan seçerek kendimize olan güvenimizi telafi yoluna gideriz. Aslında mükemmel gördüğümüz biri tarafından seçilmek içindir bütün yapılan.
Hayatta bütün gün ne kelimeler sarf ediyoruz bir düşünün.
İki güzel kelimeyi söylemek çok mu zor? SENİ SEVİYORUM.
24/8/2005 - _-"-_-"-_-"-_ BAŞKA DÜNYADA ŞARKI SÖYLEMEK _-"-_-"-_-"-_
Ben henüz çok küçükken eve bir telefon almıştıkTelefonun bağlı olduğu cilalı çerçeveyi ve parlak ahizeyi asla unutamam.
Saatlerce onun karşısına geçer ve seyrederdim. Hatta o derece ki, telefon numaramız olan 105'i bir an bile aklımdan çıkaramıyordum, telefonla konuşacak yaşta değildim, zaten boyum da telefonun bulunduğu yere yetişemezdi. Fakat annem konuştuğu zaman, onun karşısına geçip hayranlıkla ona bakardım. Bir keresinde beni kucağına alıp ahizenin yanına kaldırdı ve beni babamla konuşturdu. Bu, bence unutulması çok güç bir olaydı. Sevinçten ve mutluluktan uçuyordum.
Zamanla, bu telefonun içinde canlı bir yaratık bulunduğunu, "Lütfen Danışma" olduğunu ve bu Bayanın ne sorulursa hemen cevap verdiğini öğrendim. Annem ona defalarca başkalarının telefon numaralarını sormuştu; bir iki kere de saatimiz durunca gene ondan sorup doğru saati öğrenmişti.
Telefondaki bu cinle konuşma fırsatını ilk olarak annemin yakın komşumuzu görmeye gittiği ve benim de evde yalnız bulunduğum bir gün elde ettim. Bahçede oynarken, kaza ile elimdeki çekici parmağıma indirmiştim, sancıdan kıvranırken, ansızın aklıma "Bayan Danışma" geldi. Koşa koşa içeri girdim ve ufacık iskemlenin üzerine çıkarak telefonun alıcısını kaldırdım. Alıcıdan acayip gürültüler geliyordu. Ağlar gibi bir sesle:
- "Danışma lütfen" dedim. Karşımda gayet tatlı bir Bayan vardı. Ben tekrar ağlayarak: - "Parmağımı acıttım. Ne yapacağımı söyleyebilir misiniz?" diye sorunca, makinenin içindeki bayan bana: - "Annen evde yok mu?" dedi. - "Hayır, evde hiç kimse yok." - "Parmağın kanıyor mu?" - "Hayır, çekiçle vurdum, şimdi acıdan kıvranıyorum." - "Buz dolabını açabilir misin?" - "Evet", diye cevap verince, Bayan Danışma sözlerine şöyle devam etti: - "Peki, dolabı aç ve buzluktan ufak bir parça buz çıkararak acıyan yerin üzerine bastır. Dikkat et, yerleri kirletip buzları dökmeyesin. Biraz sonra sancın dinecek. Artık ağlama ve bir daha sefere daha dikkatli davran."
O günden sonra da en ufak bir bilgi için Bayan Danışmayı rahatsız
ediyordum.
O ise, en ufak bir hoşnutsuzluk göstermeksizin hemen bana yardım ediyordu. Coğrafya derslerinde, aritmetik problemlerinde hatta ve hatta parkta bulduğum sincabın beslenmesi için bana yardımcı olmuştu.
Bir gün çok sevdiğim kanaryamız Peter kafesinde ölü bulundu. Ağlayarak hemen telefona sarıldım ve Bayan Danışmaya büyük acımı bildirdim. O da, diğerleri gibi, basit sözlerle beni yatıştırmaya çalışıyordu. Halbuki ben ondan daha fazla anlayış bekliyordum. Peter gibi güzel öten bir kuşun ölümünün olmayacak bir şey olduğunu ona anlatmak istiyordum. Sonsuz acımı anlayan ve onu paylaşmaya çalışan Bayan Danışma bana şu öğütte bulundu:
- "Beni dinle Paul, haklısın böyle güzel öten bir kuş ölmemeliydi, fakat unutma ki, çok daha güzel bir dünyaya gidiyor ve orada da ötmesine devam edecek. Onun için artık üzülmen yersiz."
Başka bir gün de, telefondaki cinden bir kelimenin anlamını soracaktım. Tam alıcıyı kaldırıp, Bayan Danışmayı istemiştim ki, yavaşça odaya giren kız kardeşim, beni korkutmak için ansızın bağırdı. Birden yerimden sıçradım. Sıçramamla birlikte duvara çakılı telefon alıcısı da benimle yere düştü. Telefondan teller fırladı. Bayan Danışma'nın sesi hiç duyulmuyordu. Yarım saat sonra kapımız çalındı ve telefon tamircisi olduğunu söyleyen bir adam gelerek telefonumuzu hemen tamir etti. Bizdeki bu bozukluğu kendisine yine Bayan Danışma'nın bildirdiğini de sözlerine ekledi.
Dokuz yaşıma bastığım yıl, evimizi değiştirdik. Evle birlikte, o eski telefon alıcısını da değiştirip, daha modern bir alıcı satın aldık. Bu alıcıyı hiç sevmemiş ve Bayan Danışma'nın ancak o eski alıcıda bulunduğuna nedense inanmıştım. Yıllar geçip de delikanlılık çağına girince, bazen eski günleri düşünür ve telefondaki o bayanın saatlerce ufak bir çocukla uğraşmasını ve onun saçma isteklerini ve sorularını eksiksiz yerine getirmesini takdir ederdim.
Yıllar geçmiş, ben büyümüş ve kolej öğrenimini tamamlamıştım. Bir gün iş için uçakla seyahat ederken, küçüklüğümün geçtiği bu kasabaya yakın bir merkezde uçak değiştirmek zorunda kaldım. Alanda beklerken, kız kardeşime telefon edip konuştuk. Sonra nasıl oldu bilmem, birden aklıma çocukluk yıllarımın Bayan Danışmanı geldi. Hemen alıcıyı kaldırıp, aynı kasabanın Danışmasını istedim. Hayret, karşıma çıkan, daha doğrusu alıcının içinden gelen o tatlı ve yumuşak sesi hemen tanımıştım. Birden hiç düşünmeden: - "Benim çok güzel bir kanaryam vardı. Öldü. Ne yapayım, bu acıya nasıl dayanayım?" diye sordum. Öbür taraftaki ses bir iki saniye sustuktan sonra: - "Herhalde parmağın iyileşmiştir artık." dedi. Gülerek: - "Demek hâlâ siz burada çalışıyorsunuz. Yıllar öncesine gidecek olursak, o çocukluk yıllarımda sizin bana neler verdiğinizi, bende ne gibi anlaşılması güç duygular uyandırdığınızı bir bilseniz." Dedim. - "Aynı durum benim için de oldu. Siz de akıllı ve tatlı bir çocuk olmak sıfatıyle bana çok şeyler veriyordunuz. Benim kendi çocuğum olmadığı için, sizinle konuşmak, sizin o çocuksu ve saf acılarınız paylaşmak, size bazı alanlarda yardımcı olabilmek de benim için sonsuz bir zevkti." - "Yeniden buralara gelecek olursam sizi arıyabilir miyim?" diye sordum. O ise gülerek: - "Tabi, Bayan Sally'i istiyorum dersen, hemen beni bağlarlar," dedi.
Bayan Sally! -Nedense bu isim bana acayip geliyordu. Bayan Danışma'nın bir ikinci ismi daha olamazdı. O, Bayan Danışma ve hep de öyle kalacaktı.
Bu olaydan üç ay sonra, yine o bölgeye işim düşmüştü. Hemen en yakın telefon kulübesine koşarak, Danışma'yı istedim ve oradan da bayan Sally ile görüşmek istediğimi söyledim. Bu seferki Bayan Danışma daha genç birine benziyordu. Biraz çekingen bir eda ile:
- "Siz bayan Sally'nin arkadaşı mısınız?" diye sordu. - "Evet, çok yakın arkadaşı idim," deyince, üzgün bir sesle: - "Maalesef, Bayan Sally beş hafta önce öldü. Uzun süreden beri hastaydı. Bir dakika, acaba isminiz Paul mu? Tamam size son bir haber bıraktı;
eğer bir gün onu telefonla arayacak olursanız, size, "Başka bir Dünya daha vardır ve orada da şarkı söylenebilir" dememizi istedi.
Teşekkür ederek telefonu kaparken, Sally'nin ne demek istediğini çok iyi anlamıştım.
Yanağımdan aşağı süzülen gözyaşlarını silerken, Bayan Danışma'nın ruhuna Tanrı'dan rahmet diledim.
İlişkinizin iyi gittiğini düşünürken sevgiliniz sizi sevdiği halde ayrılmanız gerektiğini söylüyor ve nedenlerini sıralıyor. Peki size söylenen nedenlerin gerçekte ne anlama geldiğini biliyor musunuz ? Okuyun o zaman...
Aşklar sonsuza kadar sürecek değil ya, biter elbette. Ama aşkın bittiğini sevgilisine açıkça itiraf edebilen insan sayısı pek azdır. Hep bahanelere başvurulur. Bu işin kadını erkeği de yoktur üstelik. Her iki cinste bu bahanelerden yararlanır.
İşte bunlar:
Senin sevgine layık değilim ya da sen benden iyilere layıksın
Tamam beni çok seviyorsun ama ben seni senin beni sevdiğin kadar sevmiyorum. E, bu da söylenmez ki... Benim gönlüm uçarı bir o çiçeğe, bir bu çiçeğe konmak istiyor. Oysa sen sevdiğin zaman kendine körü körüne bağlı birini istiyorsun. Ben bir hafta biriyle bir ay başkasıyla yaşamak istiyorum. Şimdi seni aldatsam da ayıp olacak. En iyisi tak sepeti koluna, herkes kendi yoluna....
Ben seni mutlu edemem
Beklentilerimiz farklı. Sen ayrı dünyadasın,ben ayrı dünyada. Aynı müziği dinlemiyoruz, aynı filme gitmiyoruz, aynı içkiyi bile içmiyoruz. Bizim birlikteliğimiz ancak bir kaç günlük heyecan olabilir. Şimdi bunu sana böyle söylesem. '' Demek her şey bir yalandı'' diyeceksin. Ben de sana cevap vereceğim. Senin mutlu olmanı gerçekten istiyorum ama bensiz...
Seni seviyorum ama ailemi de seviyorum ve vazgeçemiyorum
Ben ana (ya da baba) kuzusuyum. Annem babam ne derse o olur diyor. Onlara karşı çıksam, harçlığımı keserler, arabamı altımdan alırlar, beş parasız ortada kalırım. Hem aşk dediğin nedir ki? Geçici bir heves. Ben onların istediği biriyle evlenirsem gelsin paralar... Paraya sırt çevirip seninle olamayacağım, kusura bakma...
Serseri ruhluyum ve özgürlüğümü seviyorum. Kimseye bağlanamam
Başka bahane bulamadım. Aslında istesem öyle mazbut, öyle evine bağlı bir insan olurum ki... Ama seni sevmiyorum. Güzel şeyler yaşamış olabiliriz ama bitti artık. Üstelik bu bahanede çok fiyakalı. Sen şimdi bunu yakın arkadaşların arasında da söylersin benim popülaritem artar. Bundan sonra ki kız arkadaşım da beni elde tutulmayan bir serseri olarak tanıyıp daha çok üstüme düşer. Hay aklımla bin yaşayayım...
Sağlıklı düşünmek için ilişkimizi dinlendirmeye almalıyız
İlişkimizi bitirmeliyiz diyecektim ama ağzımdan bu çıktı. Hem zaten diğerini söyleyecek cesaret yok bende. Bu yüzden bununla idare et. İlişkimiz dinlenirken, ben harekete geçeceğim. Etrafta serseri mayın gibi dolaşacağım, ve kendime yeni,yepyeni işler arayacağım.
Aşkımız heyecanını kaybetti
Adrenalin bağımlısıyım. Ben aşk falan değil resmen heyecan istiyorum. Bunu da bana ancak başka bir aşk sağlar. Seni terk etmeye niyetliyim de ''Bana heyecan lazım'' diyemiyorum. Şimdi biliyorum sen kendini değiştirmeye çalışacaksın. Saç şeklin, makyajın, kıyafetlerinle beni yeniden heyecanlandırma çalışmaları içine gireceksin. Ama boşa yorulma. Çünkü ''Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim...''
Sorun sende değil bende
Bu cümlenin devamı büyük olasılıkla şu şekilde gelecektir. Kafamın içindeki problemleri çözemediğim için ilişkimize konsantre olamıyorum. Ama söylenmek istenen gerçekte şudur: '' Senden bıktım. Artık hayatımdan çıkmanı istiyorum. Zaten benim kafamda ki tek problemde sensin. Sen olmasan o kadar rahatlayacağım ki anlatamam. Senden ayrılabilmek için kendimi bile sorunlar insanlar grubuna soktum. Anla artık ve beni rahat bırak...''
Zamana ihtiyacım var
Senden ayrılmak istiyorum ama bunu sana direkt söylersem bana neden diye soracaksın. Ben de başkasından hoşlandığımı söyleyemeyeceğim için doğru dürüst bir neden gösteremeyeceğim. Biraz ayrı kalırız. Ben seni arada bir telefonla ararım. Sonra da aramalarım seyrekleşir. Aramızdaki ilişki soğur belki bir süre sonra da sana '' Bu zaman içinde çok düşündüm ama seninle yapamayacağım'' derim. Böylece bu işte biter.
Çok iyi bir insansın ama
Çok iyi bir sevgili değilsin. Ben beni heyecanlandıracak ayağımı yerden kesecek gerektiğinde beni süründürecek birini arıyorum. Oysa sen benim her dediğimi yapıyorsun. Her sorunuma çözüm buluyorsun tamam bende seviyorum ama kardeşim gibi. İyisi mi ''Sen kendin gibi bir taze bahar seç'' ben de kendi yoluma gideyim.
» Ben manevi miras olarak hic bir ayet, hic bir dogma, hic bir donmus ve kaliplasmis kural birakmiyorum. » Benim manevi mirasim ILIM ve AKIL’dir. » Benden sonrakiler, bizim asmak zorunda oldugumuz cetin ve koklu zorluklar karsisinda , belki gayelere tamamen eremedigimizi, fakat asla taviz vermedigimizi , akil ve ilmi rehber edindigimizi tasdik edeceklerdir. » Zaman suratle ilerliyor ; milletlerin , toplumlarin , kisilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayislari bile değişiyor. » Böyle bir dunyada , asla degismeyecek hukumler getirdigini iddia etmek , aklın ve ilmin gelisimini inkar etmek olur. » Benim Turk milleti icin yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler , bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse , manevi mirascılarım olurlar.